OTUZBEŞ YAŞ MUTLULUĞU

OTUZBEŞ YAŞ MUTLULUĞU

 

 

İnsanın ölümü yakındır bu topraklarda; tesadüfen yaşar; yarının ne getireceği meçhuldür…

             Sözün özü: Ne yaptım?

1-Her ne yaptıysam kendim için yaptım ve yalnızdım! Fakat malum ki “yücelim” toplumsuz olamaz… Kısacası yücelmek istedim, yücelemedim…

            Yıllarca okudum, okuyorum, okuldan çıkamadım(!) insan ilişkilerini düzenlemek istedim…

            “İnsanlaşma eğitimi” isimli yazımla insan yetiştirme tarzına müdahalede bulunmak istedim…

Özetle konu şuydu: Eğitim-öğretim felsefelerinden bilim teorisine geçmek gerekiyor; gelecek kuşaklar bir avuç zenginin çalışma kampına yetiştirilmek için kurumsal olarak uyuşturuluyor… Eğitim-öğretim programını insan beyninin ve bedeninin performanslar bütünlüğüne göre, tarihi gelişim basamaklarına göre düzenleyelim!

            Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!)

2-Bu topraklar “sanat” kırsalıdır. Yedi sanatı da çalıntıdır! Sanat nedir bilmedikleri gibi sanatçıyı da sevmezler(!) benim ki de işgüzarlık işte, “tarihî grotesk” diye bir şey uydurdum, tüm sanat dallarını kapsayan ve tüm sanat akımlarını içine alan, insanlığa yön veren ve bilim teorisine dayanan bir sanat akımı… Estetiğimize müdahalede bulunmak istedim…

            Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!)

3-Evlendiğim kişiye bile ne yapmak istediğimi ve neler yapabildiğimi anlatamadım ki ben öldükten sonra benim fikirlerimi nasıl anlatabilecek? Ölümümden sonrasına müdahale etmek istedim…

Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!)

4-Sözlük yazdım yeni çağ için… Kimi kavramsal açıklamaları ben yeniden tanımladım… Kavramsal hayatımıza yön vermek istedim…

            Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!)

5-Sendika tüzüğü yazdım dağıttım… İş hayatımıza müdahale etmek istedim…

            Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!)

6- “Çok küfürlü konuşuyoruz!” Dediler…  Nedenini açıklamak ve küfürsüz bir toplumun olabileceğini göstermek istedim…

            Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!)

7-Sistemin bizi nasıl tüketim manyağı yaptığına yeni örnekler vermek istedim; Bordrillar gibi… Sistemin kendini ürettiği yeni programlara açıklık getirdim… Altuster gibi…

            Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!)

8-Binlerce insan tanıdım… Yüzlercesi “moment kuşak”tandı. Bizzat öğretimleriyle ilgilendim. Onlarla film çektim, kitap yazdım yayımladım. Bir kez olsun insanlıkla ilgilenen olmadığı gibi teşekkür eden de çıkmadı… Gençlerle yeni insan ilişkilerini kurmak istedim…

            Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!)

9-Hayatın anlamının üreyim ve üretim olduğunu anlatmak, hayatı insanlaşma dinamikleri açıdan tekrar inşa etmenin yolunu göstermek istedim…

            Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!)

            Şimdi düşünüyorum(!) yaşım otuz beş… Neden toplum için “özellikle” bir iyilikte bulunayım. Kötü olmak ayrı konu! Neden “iyi” olayım?

            İyi ve kötü insanlar için her yıl anma günü hazırlanıyor! Eşit sayıdadır bu anma günleri ve eşit derecede anılmakta bu zât-ı muhteremler…

            Ben, “ne iyi”, “ne kötü” seçimini yapmak zorunda kalan ben, neden iyi ve kötünün ötesine geçmeyeyim ki?  

            Bu durumdaki varlığa birey deniyor aslında… Virüs gibi başkalarının aklıyla yaşamamak… Birey olmak …

            Nice’nin “güç istenci”ni de içine alan, üç milyon yıllık “vicdan” muhasebesiyle eylemde bulunan varlıktır birey… Ahlakın “iyi” ve “kötü” kavramlarına bulaşmadan ahlakın dışında kalarak yaşamak…

            Bu konuyu tartışabildim mi? Hayır! Hiç kimseyle konuşamadım bile(!) fakat hayata dair bambaşka bir fikir üretmenin hazzıyla yaşamak gibisi yok!

 

13.11.2011

İzmir 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !